Muharrem ayı 1. günü ne zaman 2023? Muharrem ayına girdik mi? Muharrem ayının ilk gecesi ve ilk günü hangi gün, bugün mü, yarın mı?

Muharrem ayının günleri ve geceleri ne zaman, hangi güne muadil geliyor merak ediliyor. Muharrem ayı Hicri ayların ilk ayıdır. Yani Muharrem ayının 1. günü Hicri yılbaşı olmaktadır. Peki, Muharrem ayı 1. günü ne vakit 2023? Muharrem ayına girdik mi? Muharrem ayının ilk gecesi ve ilk günü hangi gün, bugün mü, yarın mı? İşte ayrıntılar…

Muharrem ayı 19 Temmuz 2023 Çarşamba gününde başlayacaktır. Muharrem ayının 1. günü 19 Temmuz Çarşamba günü olmaktadır. Bu yıl Muharrem ayının 1. gecesi ise 18 Temmuz Salıyı 19 Temmuz Çarşambaya bağlayan gecedir. Aynı vakit bu gece Hicri yılbaşı gecesidir. Gecenin günü ise Hicri yılbaşı günü olmaktadır.

2023 Muharrem’in 1. günü : 19 Temmuz Çarşamba

2023 Muharrem’in 1. gecesi : 18 Temmuz’u 19 Temmuz’a bağlayan gece

2023 Hicri Yılbaşı 1. günü : 19 Temmuz Çarşamba

2023 Hicri Yılbaşı 1. gecesi : 18 Temmuz’u 19 Temmuz’a bağlayan gece

2023 Muharrem ayının ilk gecesine bu akşam yani 18 Temmuz Salı akşam namazı ile beraber gireceğiz inşallah. Muharrem ayının 1. günü ise yarın yani 19 Temmuz Çarşamba günüdür. Yarın Muharrem’in biri olacak.

Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan; mukaddes olan, hürmet duyulan” anlamlarındaki muharrem savaşmanın haram kabul edilmiş olduğu dört aydan birinin adıdır. Bu ayın İslâm’dan öncesi Arab-ı bâide (Âd ve Semûd) ya da Arab-ı âribe döneminde mü’temir ve mûcib diye adlandırıldığı rivayet edilir. Bazı kaynaklarda muharremin Câhiliye devrinde “nâtık” şeklinde anıldığı belirtilmekteyse de (Mes’ûdî, II, 207) nâtık ramazan ayının ismiydi (İbn Düreyd, III, 489; Lisânü’l-?Arab, “emr” md.; Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ, s. 52). Muharremü’l-harâm olarak da malum bu ay Osmanlı belgelerinde (?) kısaltmasıyla gösterilmiştir.

Hicrî takvimde bulunan ay isimlerinin milâdî V. yüzyılın başlarında Hz. Peygamber’in baba tarafınca beşinci büyükbabası Kilâb b. Mürre tarafınca belirlendiği nakledilmektedir. İslâm’dan ilkin muharrem ayına “saferü’l-evvel” denirdi. Çünkü Araplar senenin ilk altı ayını her iki aya bir isim vermek üzere safer, rebî’ ve cumâdâ diye adlandırmış, bu tarz şeyleri birbirinden ayırmak için birincisine “evvel”, ikincisine “âhir” ya da “sânî” sıfatlarını eklemişlerdi. İlk iki aya “saferân” ismi de verilmiş, birinci safer haram aylardan olduğundan “saferü’l-muharrem” olarak da anılmıştır. Önceleri ödat olarak kullanılan muharrem kelimesi İslâmî dönemde ya da İslâm’dan evvel bu ayın hususi ismi olmuş, ikinci safere de yalnız safer denilmiştir. İslâm öncesinde receb ayı için de muharrem sözcüğünün kullanılması, bunun aslında bir isim değil ödat bulunduğunu göstermektedir.

Câhiliye devrinde Araplar, haram aylardan üçünün (zilkade, zilhicce, muharrem) peş peşe gelmesini önlemek için “nesî’” programıyla seneyi iki ya da üç yılda bir on üç aya çıkarıp muharrem ayını saferin yerine kaydırmak üzere safer ayını haram ay kabul ediyorlardı. Böylece muharremle kendisinden önceki öteki haram ayların arasına helâl bir ay ilave ederek üç haram ayı birbirinden ayırıyor ve muharrem ayında da savaşmakta mahzur görmüyorlardı. Nesî’ uygulaması Kur’ân-ı Kerîm’de kötülenmiş (et-Tevbe 9/37), Hz. Peygamber, ayların kendi vakit dilimlerine döndüğü bir yıla (10/632) muadil gelen haccı esnasında Mina’daki hutbesinde dönemin Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü durumuna döndüğünü anlatım edip muharremin haram aylardan biri bulunduğunu belirtmiştir (Buhârî, “Bed?ü’l-?al?”, 2; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 67).

Kur’ân-ı Kerîm’de muharrem kelimesi ay ismi olarak geçmemekle beraber saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan laf edilerek bu aylara hürmet gösterilmesi emredilmiştir (el-Bakara 2/191, 194, 217; el-Mâide 5/2, 97; et-Tevbe 9/5, 36). Resûl-i Ekrem haram ayları zilkade, zilhicce, muharrem ve receb olarak açıklamıştır (Buhârî, “Megazî”, 77; “Tev?îd”, 24; Müslim, “?asâme”, 29; ilaveten bk. HARAM AYLAR). İbn Abbas’tan, Fecr sûresinde üstüne yemin edilen “fecr”den (89/1) maksadın muharrem ayı olduğu şeklinde bir yorum rivayet edilmiştir. Aynı sûrede gene üstüne yemin edilen on gecenin (89/2) muharrem ayının ilk on gecesi kabul edilmiş olduğu de belirtilmiştir (Taberî, XXX, 107). Resûl-i Ekrem, muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirip ramazandan sonraki en faziletli orucun bu ayda tutulan oruç bulunduğunu anlatım etmiştir (Müslim, “?ıyâm”, 202-203; Nesâî, “?ıyâmü’l-leyl”, 6).

Muharrem ayının onuncu günü “âşûrâ” diye adlandırılır. Sâmî dinlerde hususi bir yere haiz bulunan âşûrâ gününde Câhiliye Arapları da oruç tutardı. Hz. Peygamber risâletten ilkin ve Medine’ye hicretinden sonra bu günde birkaç kez oruç tutmuş, müslümanlara da tutmalarını emretmiş, ramazan orucunun farz kılınmasıyla beraber bu orucu isteğe bırakmıştır. Resûl-i Ekrem muharremin yalnızca onunda değil dokuz ve on birinci günlerinde de oruç tutulmasını öneri etmiştir (Buhârî, “?avm”, 69). Hanefî ve Mâlikî mezheplerinde muharremin dokuzuncu günü ile beraber onuncu günü ya da onuncu günü ile on birinci günü oruç tutulması sünnet kabul edilmiştir. Şâfiîler ise bu ayın dokuz ve onuncu günlerinde oruç tutmayı müstehap sayar. Hanefî mezhebine göre muharremin yalnızca onuncu günü oruç tutulması yahudileri taklit etme anlamına gelebileceği için mekruhtur. İbn Kayyim el-Cevziyye muharrem ayındaki oruçların en faziletlisinin dokuz, on ve on birinci günlerinde tutulan oruç olduğunu, daha sonra da dokuz ve onuncu günlerin, bunun sonrasında yalnız onuncu günün geldiğini anlatım eder (Zâdü’l-me?âd, II, 76). İslâm’ın ilk yıllarında muharrem ayında icra edilen kurban ibadeti daha sonra neshedilerek zilhicce ayında yapılmaya başlanmıştır.

Hz. Hüseyin ile aile fertlerinin 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) Kerbelâ’da şehid edilmesi üstüne muharrem ayı öteki bir anlam kazanmış, Şîa için bu tarih Hz. Hüseyin’in öcünü alma ahdinin tazelendiği bir matem günü olmuştur. Özellikle İran’da 10 Muharrem’de “tâziye” ismi verilen törenlerin düzenlenmesi, yas merasimlerinde ağıtların söylenmesi ve maktel-i Hüseyin türü eserlerin okunması anane halini almıştır. Muharrem ayındaki matem âyinlerinin en meşhuru âyîn-i sükvârîdir. Şiîlik’te büyük ehemmiyet taşıyan bu âyin Büveyhîler döneminde resmî bir kimlik kazanmıştır. Muizzüddevle, 352 (963) senesinde muharrem ayının ilk on gününü Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’daki şehâdeti için matem tarihi olarak ilân etmiş, Şiîler’in bu günlerde topluca ağlayıp yas tutma, zincirlerle kendilerini dövme şeklindeki matem törenleri bugüne dek devam etmiştir.

Anadolu’daki Alevî-Bektaşî geleneğinde de muharrem ayının hususi bir yeri vardır. Bazı peygamberlerin kurtuluş günleriyle dördüncü imam Zeynelâbidîn’in kurtuluşu için tutulacak oruçlar ve Kerbelâ’da Hz. Hüseyin ile öteki şehidlerin yasının tutulması amacıyla yapılacak faaliyetler bir erkânla düzenlenmiştir. Bu ayın ilk on ya da on iki gününde oruç tutulması gerekir. Bu günlerde tıraş olunmaması, çamaşır değiştirilmemesi ve yıkanılmaması, cinsel ilişkide bulunulmaması, eğlenceden uzak durulması, ağıtlar, mersiyeler ve nefesler okunması gibi programlar yaygındır. Bazı yerlerde su içilmemesi şeklindeki su orucu âdetine de rastlanmaktadır. Ayrıca Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-suadâ isimli eserinin okunması yaygın bir gelenektir (Noyan, s. 86-87; Tur, s. 184-196).

Hz. Ömer’in halifeliği devrinde 17 (638) senesinde Resûl-i Ekrem’in Mekke’den Medine’ye hicretinin resmî takvim başlangıcı olarak kabul edilmesiyle muharrem hicrî senenin ilk ayı olarak belirlenmiştir. Arap hükümdarları yeni senenin ilk gününe hürmet gösterir ve tebrikleri kabul etmek üzere törenler düzenlerlerdi. Osmanlılar döneminde de muharrem ayında devlet erkânı padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahtan “muharremiyye” denilen armağanları alırlar, kendileri de maiyetlerindeki kişilere muharremiyye verirlerdi. Ayrıca şairler tarafınca yeni yıla ait manzumeler yazılırdı. Muharrem ayında özellikle tekke ve camilerde okunan Kerbelâ Vak’ası’na dair ilâhiler “muharremiyye” olarak adlandırılmıştır. Günümüzde Mısır, Tunus, Cezayir ve Fas gibi ülkelerde bu ayda muhtelif tebrik törenleri düzenlenmektedir.

Mustafa Şirin

Muharrem Ayı Dini Gündem Yaşam Haberler

Bir yanıt yazın

haber istanbul güncel haber istanbul güncel haber haber haber haber seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye antalya masaj salonu antalya masaj salonu antalya masaj salonu sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye