Ulucanlar Sanat Sokağı: Ağaçları konuşturan Vedat Usta
ANADOLUGAZETE.COM.TR olarak Ulucanlar Sanat Sokağı keşfimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ulucanlar Sanat Sokağına giriş yaptığınızda her imalathane sizi öteki bir atölyeye binbir sevinç ve keyifle yönlendirir. O yönlendirmelerin birinde de sokaktaki her insanın dilinde ‘ağaçları konuşturan Vedat Usta diye biri varmış’ diye fısıltılar duymaya başlarsınız. Ve bir ağacı dinlemek için harıl harıl Vedat Ustayı aramaya koyulursunuz. İşte size Vedat Usta ve Hikayesi…
Ulucanlar Sanat Sokağında 13 numaralı atölyede yıllardır felsefesini ağaçlara işleyen Vedat Özbay atölyesinde hem iç hem de dış dünyasını yansıtan eserler ortaya çıkarıyor.
Kendisini ‘Beynini ve vicdanını doğru kullanarak insan olmaya çalışan biri’ olarak tanımlayan Özbay, ağaçları hayat ve tabiatın en büyük parçası olarak görüyor.
Ağaçların her vakit konuştuğunu ve tabiatı konuştuğunu söyleyen Özbay, dünyanın gerçeklerini ve problemlerini çöplerden ve de komşulardan toplamış olduğu atık ağaç parçalarına biçim vererek anlatıyor.
SANAT, İNSANLAŞMAK İÇİNDİR
Özbay felsefesini kendi deyimiyle şu şekilde aktarıyor:
“Ağaçlara biçim verme alışkanlığım çocuk yaşlarımdan itibaren var. Aslında hepimiz ağaçlarla minimum bir kere konuşmuştur. Ağaçtan arabalar, topaçlar, evler ağaçların bize kurduğu ilk cümleler aslında. Ağaçlar bunun yanı sıra insanın ilk silahları, ilk müdafaa araçları. Çocukluğuma dair unutamadığım ve beni oldukça etkileyen bir hikayede gene ağaçlar ve silahlara dair bir hikaye. Çocukken bana armağan edilen bir tay vardı, sonra o tayı bir kurt yedi. Kurttan intikamımı almak için ağaçtan yay yaptım.”
Ben çocukluğumdan beri devamlı bir üretim faaliyeti içerisindeydim diye konuşmasını sürdüren Özbay, “Hazırlopçu bir insan olmadım, yani aslında el-ağız birlikteliğinden ziyade el-beyin birlikteliğiyle yaşadım. Ve benim felsefeme göre el beynin dışarıya uzantısıdır. Elleriyle bir şeyler yapan insanların özgüveni daha yüksektir. Çünkü ortada bir üretim toplumu vardır, üretim toplumu da tüketim toplumuna sanatıyla, özgüveniyle yön verir. El- beyin birlikeliğinin en üst aşaması ise sanattır. Sanat da yaşanılan yaşamın gösterilmek istenmeyen yönlerini yırtar atar ve çırılpıçlak bir halde halka gösterir. Bu da bununla beraber göz-beyin birlikteliğini sağlar bu da en süratli iletişimi sağlar. Sanat da göz-beyin iletişimini elde eden en üst aşamadır.” diye konuştu.
Sanatın tek amacının insanlarda haz duygusu uyandırmak değil, farkındalık meydana getirmek bulunduğunu da belirten Özbay, ” kendi çalışmalarımda da aynı ilkeye bağlı kalıyorum, bu yüzden aslında sanat ne sanat için ne de öteki bir şey içindir sanat aslında insan için, insanlaşmak içindir.”
PİCASSO’NUN GUERNİCA TABLOSUNU KONUŞTURDU!
Kişisel kültürel birikimimde Guernica tablosunun olması ve savaş karşıtlığını oldukça etkileyici bir halde göstermesi bundan dolayı öncelikle Picasso’nun Franko’yu temsil eden boğasını yaptım. Daha oradan da yoğun istek ve alaka bundan dolayı tablodaki öteki karakterleri yaparak Guernica tablosunu tamamladım. Özbay, resimdeki insanların yüzündeki acının etkileyici bir halde göründüğünün altını çizerek, “Picasso’ya göre sanatçı, insanlığın ve uygarlığın asli değerlerinin yok edilme tehlikesiyle yüz yüze kalmış olduğu bir savaşta kayıtsız kalamazdı. Guernica, insanlığa savaşın yıkıcılığını, yaşanmış olan katliamı, bombaların yaktığı insanları anlatmalıydı. Bu yüzden Picasso resmi iki ay kadar kısa bir müddette bitirdi” şeklinde konuştu.
Yaşatılan tarihimiz Ulucanlar Cezaevi Nerede?
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.